KISKANMAK MI ? YOK DAHA NELER !!!
Yaşamak zor bir eylem ! Gündemimizde sürekli değişen konular, eksilen insanların bıraktığı boşluğa yamadığımız yeni insanların kapladığı yerle bütünleşen bir süreç . Yaşamak hem çok basit hem kahrolası bir zorluk. Sistem basit aslında. Yemek yememiz, uyumamız, sevmemiz ve sevişmemizden oluşan bilmem kaç on yılı devireceğimiz bir süreç. Peki sahiden bu kadar basit mi yaşıyoruz ? Mesela şuan hangi saçma, yersız olayı, olguyu kendinize gündem yapıp meşgul oluyorsunuz ? Bilmem kaç zaman sonra “Değmeyecek kişiler için üzmüşüm kendimi ! “ cümlesini kaç defa kurup ama tekrar tekrar değmeyecek Kişiler için üzeceğiz kendimizi ? Kaç yaşında hangi hayatı yaşarsak yaşayalım seveceğiz, aşık olacağız, özleyeceğiz ve üzüleceğiz. Benim en güvendiğim kalelerimi yerle yeksan eden hep dost rüzgarı oluyordu ve en önemli gündemimi bu oluşturuyordu. Yaşadığım aşklardan aldığım ağır darbelerden kalan izlerle bile yaşamayı öğrenmişken, dost yarasını iyileştirmekte zorlanıyorum. En ufak bir hassasiyette ilk gün gibi kanayan yaralardan söz ediyorum. Geçmeyen, bitmeyen, kabuk bağlayamayan yaralarımın eşsiz kahramanı dostlarımdan...
İnsan dünyaya korkunç bir ego ile gelir. Daha sonra fedakar olmayı, ayıp demeyi, rol yapmayı başka rollere bürünmeyi öğrenir. Yaşadığımız olaylar bizim herkesten sakladığımız en temeldeki egoya değdiği an gerçek kimliğimizi açığa koyuyoruz. Tıpkı kendi içsel süreçlerini tamamlamamış, kendini keşfetmemiş bir kadının yanındaki kadını kıskanıp çok yakışan bir elbiseyi almaması için “Kötü oldu, yakışmadı !” Demesi gibi. Bizler okuma yazma öğrendik ama alt mesajları okumayı öğrenemedik henüz. Aslında kadın orda şunu demek ister
"Çok yakıştı ama yanımda daha güzel görünmeni kaldırabilecek özgüvenim ve özsaygım yok. Kendi iç dünyamda kendimi tanımadığım için, içimin güzelliklerini de bilmiyorum. Bu yüzden dış görünüşümle ilgi çekmezsem var olmazsam kaybolurum. "duymanız için sebep.
Her
duygunun bir çıtası, hüküm sürdüğü bir zaman ve
hükmünü kaybettiği bir son vardır. Kıskançlık duygusu sahip
olduklarımızı korumamız, değerini canlı tutmamız için mükemmel bir duygu. Peki
ya fazlası ? İşte orada kendi gerçekleştiğimizi kaybederek yaşayacağımız kayıp
yılları oluşturan günler yaşamaya başlıyoruz demektir.
Bir
Kadın kıskançlığında annesi tarafından onaylanmamış, sevilmemiş ruhu aç kalmış
bir kız çocuğu gizlidir. Ahh o kadının kıskançlığında babasının bir saçını
okşamasına hasret kalmış bir kız çocuğunun kadın olma hikayesi yatar. Belki de
o kız çocuğu sadece başkaları ile kıyaslanarak büyüyüp başkaları oldukça kendi
varlığını onaylayan bir kadın olmuştur. Bir kadının kıskançlığında ne kadar çok
şefkat yatar bir bilseniz...





Yorumlar
Yorum Gönder