TUTSAK HİSLER, HEP CANLI KALIR

Nasıl başladığını bilmediğimiz bu yaşam serüveninin bir sonu var. Herkes için aynı olan tek şey sanırım ölüm... Kimine göre sonsuzluğun başlangıcı kimine göre sadece bir son. Ben de sonsuzluk kavramının içini dolduramayanlardanım. Nasıl anlam yükleyebilirim ki tükenen bunca şey arasında. Tek gerçeğim yaşamak, hissetmek ve var olmak ve tek gerçeğimin bile biteceği, tükeneceği bir son var.
 “Her canlı bir gün ölümü tadacaktır.” Ne anlamlı bir cümle öyle değil mi? Canlıdan kasıt sadece insanlar ve hayvanlar değil tabi ki. Başka yaşayan bir şey daha var, bizi etkileyen, yönlendiren ve hepimiz için vazgeçilmez olan bir canlı daha. Tabii ki bahsettiğim canlı duygularımız, hislerimiz...Hiç bir şeyin sonsuz olmadığı gibi hislerimiz de sonsuz değil,onlarında bir sonu, yok olacağı bir gün var. İnsanların gelişim sürecine benzetebiliriz duyguları da. Doğar, büyür ve ölür onlar da bizler gibi.
Acı duygusu mesela, ilk zamanlarda ne kadar diri, güçlü  ve bizi sarsan bir his. İlk günlerde hayatımızı derinden sarsacak kadar etkili, zamanla, yaşlandıkça etkisini kaybeden ve bir zaman sonra tükendiğinde bizi etkileyemeyecek bir duygu. Ya da aşk, bir çok insanın başını döndüren, asla yapmam denilen şeyleri yaptırtacak kadar güçlü, hayattan vazgeçmeye neden olacak kadar etkili bir his. Zamanla o aşk yaşlandıkça, yıprandıkça, halsiz düştükçe gücünü ve etkisini kaybedecek, insan benliğini eskisi gibi saramayacak güçsüzlükte bir duygu haline gelir. Ve bir zaman sonra tüm yaşayan her şey gibi o da ölür, mesken tuttuğu kişinin kalbinden uçup gitmiş olur.
Çok heyecan duyduğunuz bir şeyi ya da kişiyi düşünün. Kalbinizin yerinden çıkacağı kadar sizi heyecanlandıran şeyi, ikinci, üçüncü belki yirminci görüşünüz de yaşayışınız da artık heyecanınız yaşlanmış belki de ölmüş olacağı için o etkiyi hissetmeyeceksinizdir. Bu örnekleri tüm duygularımızla birlikte çoğaltabiliriz. 
Hissettiğim şeylerin bir sonu olduğunu fark ettiğimde inanılmaz bir rahatlama yaşadığımı farkettim. Çünkü acı çekmek, özlemek, belki çaresizlik beni sonsuza kadar olumsuz şekilde etkileyemeyecekti. Nahoş duygularımdan korkmamayı öğrendim bu sayede. Acı çekmekten korkmuyorum, hayal kırıklığı yaşamaktan korkmuyorum, hasret çekmekten korkmuyorum çünkü bitecek bir gün. Her şey gibi , tüm insanlık gibi kendim gibi onlar da yok olacak. Onu yaşamayı ne kadar ertelersem o kadar canlı kalacak. O kadar çok yerleşecek içime. Neden bu nahoş duyguların beni uzun süre etkilemesine izin vereyim ki?  Onunla ne kadar erken yüzleşirsem, onun büyüyüp, yaşlanmasına ne kadar erken izin verirsem o kadar çabuk yok olacak.
Bir insan öldüğünde başka bir insan dünyaya geliyor, bir çiçek solduğunda bıraktığı tohumlardan yenisi çıkıyor.Güzel duygularım bittiğindeyse yeni bir hoş duygu saracaktır benliğimi. Bu yüzden güzel hislerimi yaşamaktan da korkmuyorum bir gün bitecek diye. Kendime, aldığı nefesi hissederek yaşamasına izin vermeye çalıştığımdan daha çok hislerimin özgür olmasına çaba gösteriyorum. Ben olabilmek için mücadele verdiğim şu hayatta bana dair her şeyi özgür bırakıyorum.

Kısaca duygularım serbestsiniz,dilediğiniz gibi istediğiniz gibi yaşayın.


Yorumlar

  1. Duygularla ilgili okuduğum en güzel yazılardan bir tanesi. Samimi içten ve doğal geldi herşey. Kalemine sağlık hocam:)

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Suat, minicik birşey farkettirebiliyorsa amacıma ulaşıyorum demektir.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar