KATİL UMUTLAR


Ah şu bitip tükenmek bilmeyen umutlarımız... Nasıl da her seferinde yeniden, bıkmadan, yorulmadan, sanki bunca zaman hiç hayal kırıklığı yaşanmamış gibi sil baştan bizi kandıran umutlarımız... Bugün kızgınım sana, ondandır bu sitemli sözlerim. Çoğu zaman sevsem de seni, gözlerimi boyadığın renklerin gerçekte siyah olduğunu gördüğümde çok kızıyorum sana. Önce küçük bir fısıltıyla giriyorsun kanıma, sonra belkilerle yerleşiyorsun kalbime. Ya sonra ?
Bana bahsettiğin minik pembe dünyanın, etrafımda olmadığını ,ikimiz birlikte gördüğümüzde de çekiliyorsun bir kenara. Sanki usul usul aklımı karıncalandırıp, bakış açımı değiştiren sen değilmişsin gibi !

Düşünsene ne çok zaman geçmiş, köprünün altından ne kadar sular akmış. Zaman zaman pisi toprağıyla, zaman zaman başkalarından emanet parçaları beraberinde sürükleyerek ne kadar da çok coğrafyaya uğramış yolu. Kendimi ilk kez o akarsu gibi hissediyorum. Bazen yatağı genişleyip heybetlense de; zor iklimlerde,arazilerde küçücük kalıp kendine yeni yollar aramaya, akmaya devam etmek için çetin şartlarda büyük mücadeleler vermeye çalışan, o akarsu gibi...
Amaç tüm canlılarda da cansızlarda da aynı. Çoğalmak, daha da büyümek, gelişmek. İnsanda da, hayvanda da kimsenin aklına gelmeyen bir akarsuda da. O kadar yol, o kadar yer ve iklimden seyehat ederek geçmenin tek sebebi dökülebileceği bir deniz aramak değil midir? Hayat bazen öyle zorluyor ki bir göl bile olur be diyorsun. Denize ulaşacak halim kalmadı, buna da razıyım diyorsun. İşte tam o anda yine sen bitiyorsun aklımın en ıssız köşelerinde sevgili umutlarım. Yine o zehirli ama sihirli sözcüklerini fısıldırıyorsun .O kadar çok kuş sokuyorsun ki yüreğime, sonra o kuşları birileri gelip elleriyle çıkarıyor. Ben kanrevan !!!

Tamam ! Çok da yüklenmek istemiyorum sana, yine hayal kırılığı dolu bir sabah, yine şaşkınlıkların sarmaladığı gölgeli bir güneş tepedeyken konuşuyorum seninle,ondan bu nahoş sözlerim. Ne kadar kızsam da sana, bir gün haklı çıkacağına inanıyorum. Yoksa bunca yara bere, bunca yorgunluktan sonra ne dökülecek bir deniz ne de bir göl bulabilirim. Yine de sen kulak ver sözlerime, belki biraz daha yavaşlatırsın beni ya da daha temkinli söylersin hayalperest düşlerini kulağıma...


Yorumlar

Popüler Yayınlar