TEŞEKKÜRLER
Annemin eteklerinde babamın gölgesinde büyümedim ben. İçim sızlaya sızlaya öğrendim hayatı. Düştükçe kalkmaya inat ettim. Uzatılan elleri, tek başıma kalktım demek için reddettim de kalktım ayağa. Hem de dim dik, saklayarak yara berelerimi. Daha da çok güçlendiğimi hissettim, canım acıdıkça bir daha aynı şeyin beni acıtmayacağını farkettim bir zaman sonra. Her duygunun bir çıtası olduğunu. Birisi ya da birşeyler canını daha çok acıtıp, çıtanın üstüne çıkana dek yaralanmıyorsun ama daha da çok güçleniyorsun. İpin kopan kısmına atılan düğümdür ya o halatın; o güçlü yanı, insan da öyle işte. Düğüm attıkça kimse sizi ordan vuramıyor bir daha.
ÇOK YAŞARAK AZ DÜŞÜNEREK GELDİM BUGÜNE. Sadece tüm
samimiyetimle yaşadım önüme çıkan hayatı. Herkesi kendim gibi zannederek! Karşılık beklemeden yardım ettim insanlara
mesela ! Ne Allah sevap yazsın diye ne de insanlar aferin desin diye hatta ‘ulan
ne iyi biriyim ! diyen içimizdeki sesle tatmin olmak için ! Sadece yardım etmek
için yaptım. Kaç kez pişman ettiler, kaç kez kandırıldım hatırlamıyorum bile.
Sonra güvendim insanlara, ağızlarından çıkan sözcükler
kalplerinden yol alıyor sandım. Tıpkı benim gibi ! Sorgulamadım ötesini… Ne çok
şaşırdım aksini gördüğümde kim bilir.
Büyüdükçe sevmeyi öğrendim, kendimi kadın hissettiğim kadar.
Gözlerimin için sıcacık baktı diye, ya da ayağına çorap giydin mi diye sorduğu
için. Belki nezle olduğumda bitki çayı yaptı diyedir. Sevdim işte çok
düşünmeden, hava soğuksa ellerimi ısıtsın, her sabah uyandığımda aklıma birisi
gelsin diye, gecenin karanlığına ışık olsun, kafamı yastığa koyduğumda
hayallerime ortak olsun istediğim içindir. Bu tamamen benle ilgiliydi yani
yeter ki sevmek iste, karşındaki insanda sevilecek yürek yoksa bile uydurursun
kılıfına havadan sudan bahaneler. Sevilmeyi beklemeden sevdim, sonradan sevse
de olurdu. Sevmek için, sevmeyi sevdiğim için yaptım bunu ! Kaç kez yemin ettim
sevmeyeceğime, kaç kez yemin bozdum bir bilseniz !
Öyle inandım ki aldığım nefese, attığım adama, verdiğim
karara, taptığım yaradana, dünüme, bugünüme yarınıma… Her şeyden önce kendime
inandım, her ne olursa olsun bıkmadan usanmadan yine yaparım dedim. Neyi
kaybedersem kaybedeyim inancımı yitirmeyi göze alamayacak kadar sarıldım ona.
İnsanlara inandım, iyi insanların hep var olacağına, masalın hep mutlu sonla
biteceğine. Daha kaç kabus görmeliyim onu kaybetmek için hiçbir fikrim yok.
Neden sonra ÇOK DÜŞÜNÜP AZ YAŞAMAYA BAŞLADIM. Daha çok kendi
içimde daha az etrafımdakilerle yaşamaktan bahsediyorum. Başkalarına inanmayı
bırakıp sadece kendime döndüm yüzümü. En az gördüğüm ama en çok tanıdığım oydu
çünkü. Sadece seviyor olmamın beni mutlu ettiği şeylere açtım kalbimi. Ya da
gerçekten bana haksızlık etmesi mümkün olmayan şeyleri yürek dolusu sevmeye
başladım. Köpeğim gibi, plaklarım gibi… Ne çok yol almışım ne çok kayıp
vermişim bu güne gelene dek. Kaybettiğim her şey, yolda bıraktığım herkes
kamburumdan eksilmiş gibi. Daha hafif hissetmem bu yüzden olmalı… Daha önce
girmediğim suya ayağımı uzatmayacak kadar korkak, hiç girmediğim bir sokağa sırtımı
dönecek kadar güvensiz olsam da bugün de yarın da yalnız olmayı göze alacak
kadar güçlenmişim.
Beni bugün, ben yapan tüm kırgınlıklarıma ve onların
kahramanlarına sonsuz teşekkürler…



Yorumlar
Yorum Gönder