KENDİ İKLİMİNDEN ŞARKILAR SÖYLE BUGÜN...
Gökkuşağını görmek için, yağmur sonrasını beklemeye gerek
var mı? Yeter ki görmek iste, saklanmış renkleri bir araya getirmek için
zorlanmadığını fark edeceksin. Güneşi doğdurmak senin elinden değil belki ama
onun sıcağında keyf almak, sonrasında serin bir ağaç altında dinlenmek, yağmur
sonrası o kokuyu içine çekerek, yaşamının farkına varmak senin elinde. Tabiat
anamızdan bahsetmiyorum elbette. Ruhumuzun doğasından bahsediyorum. Mutlu
olduğumuz anlardan, gözlerimizi alan
güneş ışıklarından, fırtınadan sonra yağan sessiz ama kötü anların, nahoş
duyguların bittiğine ispat olan yağmurdan bahsediyorum. Ruhumuzun, kalbimizin
iklimlerini sevmekten, onlara uygun duygularımızı yaşamaktan bahsediyorum. En çok da kaçmamaktan, korkmamaktan,
duyguları özgür yaşamaktan bahsediyorum.
“Baharda kışı, kışında baharı özler insan .” der Can YÜCEL,
niye demiş, neden demiş, kime demiş düşündünüz mü hiç? Yok saydığımız gerçekleri
süslü kelimelerle söylemiş ki belki anlarız diye. Mevsimine uygun giyindiğimiz
gibi, ruhumuzun iklimine göre yaşamamız gerektiğini anlatmak için söylemiş.
Kimilerimizin kalbinde fırtına var belki bugün kapı pencereyi kapatıp dinlenmeyi
gerektiren, belki ılık bir yağmur yağıyor altında ıslanıp yaşadığını hissetmeni
sağlayacak, belki de tatlı bir rüzgar esiyor kalbine doğru, heyecan veren,
umutlandıran...
Bugün senin topraklarında hangi iklim hakimse onu yaşa !
Baharı bekleme heyecanlanmak, umutlanmak için. Belki sen kış kadınısın, belki
güz adamı... Bitti denildiği yerde açıyor senin çiçeklerin kim bilir.
Başkalarının dayanamadığı, solup gittiği kavurucu sıcaklarda, zor şartlarda
veriyorsun belki de en güzel meyvelerini. Farklısın, farklıyım, farklıyız...
İklimlerimiz, duygularımız, bunların yarattığı hayallerimiz. Seni sen yapan şeylere sarıl sıkı sıkı. Bugün
sahip çık hissettiğin her neyse ve özgür bırak kendini...
Gökkuşağı için bekleme yağmuru belki senin renklerin
kardelen gibi en umulmadık anlarda çıkıyor ortaya...


Yorumlar
Yorum Gönder