Yürek ağırlaştığında gözden akar duygular. Belki bir satırda
yer bulur kendine, belki bir kadeh rakıda. Belki de bir dost sohbetinde ya da
bir yudum kahvede çıkar mesken tuttuğu gönülden. Tutsak kaldıkça büyür,
büyüdükçe insanın içini esir alır. Ne yediğimizden keyif alırız ne
gezdiğimizden. Yaşamak bir devrim haline gelir. Yaşama tutunmaksa koca bir
eylem.
Öyle hassas anları
vardır ki insanoğlunun, teslim olmak ister. Verdiği tüm mücadeleyi, çabayı yok
sayarak, anlık bir teslimiyette bulur kendini.Elinden tutacak bir insan, anı,
hayal ve his yoksa bırakır kendini doğanın boşluğuna. Savrulur onun bunun
rüzgarında. Savruldukça daha da anlamsızlaşır her şey.Anlamsızlıkta kaybolur ve
kara bir delik gibi çeker insanı içine bu esaret. Eğer küçücük bir nedeni varsa
direnir, zafer için, mutlu son için direnir!
Diren ey gönlüm, yaşam gibi sevda gibi hasret gibi diren !
Yaşayacak kadar güçlü ölecek kadar cesur değilsin nasılsa...



Yorumlar
Yorum Gönder