Tam 26 yıl önce bugün açmışım gözlerimi dünyaya. Hala anlamadığım, anlamaya çalıştıkça yorulduğum, yıprandığım bu düzende var olma kavgası veriyorum. Var olma istediğinin benim tekelimde olmadığı bu  yaşam içinde, kendim olmaya çalışıyorum. Sultan olma, düşüncelerimle, duygularımla bu benim deme mücadelesi veriyorum. Ne güzel şey, aldığın her nefeste var olduğunu hissetmek. Sorgulayarak, düşünerek yaptığın her şeyin farkında olarak dakikalarını, günlerini hatta yıllarını geçirmek.

Sevgililer günü, anneler günü gibi emperyalizmin uydurduğu, ekonomik kaygılarla şişirilmiş bir gün değil doğum günü. Hepsinden farklı, hepsinden özel ve evet kutlanması gereken bir gün; doğum günü. Bir insan varoluşunun farkına sadece bu günde varmamalı. Tüm yıl yaşadığı her, hoş ya da nahoş olayda, verdiği doğru ya da yanlış kararlarda, yaşadığı kayıplarda ya da kazançlarda hissetmeli varlığını, bu doğum günlerinde ise taçlandırmalı duygularını.
Sevdiklerinin, ailesinin güzel sözleri, yüreklerinde hissettikleri duyguları temsil eden hediyelerinin dışında, kişi kendisiyle de kutlamalı bu gününü. İç dünyasına yolculuk yapmalı, nefes almanın kıymetini bildiğini söylemeli ruhuna. Beden sağlığımıza dikkat ettiğimiz gibi ruhumuza da sahip çıkmalı. İyi bakmalıyız ona, ruh yoksa bedenin pek de bir anlamı yok. Bugünün sonunda kendimle baş başa kalıp, ruhumun da var olduğu bu günü kutlayacağım. Belki kendimle pasta kesip mum üflemeyeceğim ama beni ben yapan ruhumun güzellikleri için kendime teşekkür edeceğim.
Yaşamak bir mücadele, bir direniş, bir varoluş kavgası bana göre. Bizler bu kavgayı sadece yaşamla, insanlarla değil kendimizle de yapıyoruz. Kendimizi sevmekten çok eleştirmek, yanlışlarımıza kızmak kolay geliyor bize. Kendimizle yüzleştiğimiz anlamına gelmiyor bu iç savaş, aksine farkındalık oluşturmadan boş bir kavga halinde kalabiliyor. Bugün haykırarak şunu söylüyorum kendime: Seviyorum kendim seni, merhametini, iyi niyetini, duygulandığında, başkalarının yaşadığı acı olaylarda gözlerinde yaş olmasını seviyorum. Bazen kızıyorum sana, bile bile lades dediğinde mesela, ya da yanlış bir karar verdiğini fark ettiğinde o yanlıştan hemen dönmemene kızıyorum, duygularının esiri olduğunda kalbini kırdığın insanların olmasına da kızıyorum. Ama seni olduğun gibi seviyorum.
Bence kimse doğum gününü beklemesin kendine güzel şeyler söylemek için. 
Hadi sessizce fısıldayın ruhunuza onu ne kadar çok sevdiğinizi

SEVGİLİLERİMLE...

Yorumlar

Popüler Yayınlar